Bir sepette dört blok, yanındaki sepette hiç blok yok. Bir çocuk dolu sepeti gösterirken diğeri boş olana uzanıyor. Burada fark edilecek şey yalnızca sepetlerin görünüşü değil: saydığımız grup bloklarsa, boş sepetteki blok sayısı sıfırdır. İki çocuk bu fikri eşyaları yerleştirerek, birbirine ne gördüğünü anlatarak ve rolleri değiştirerek araştırabilir. Aşağıdaki öneriler okul öncesi yaştaki çocuklar için kısa bir ortak oyun kurmanıza yardım eder; hepsini bir oturumda uygulamak gerekmez.
Hazırlık: neyi sayacağınızı birlikte belirleyin
İki sepet ve çocuğun yaşına uygun dört büyük blok seçin. Sepet yerine içi rahat görülen iki geniş kap da kullanılabilir. Blokların benzer görünmesi başlangıçta işe yarar; böylece renk ve biçim yerine sayıya odaklanmak kolaylaşır. Sepetleri düz bir yüzeye, çocukların ikisinin de erişebileceği biçimde yerleştirin. Yetişkin yakında kalarak malzemelerin güvenli kullanımını ve çocukların ihtiyaç duyduğu desteği gözetir.
Başlamadan önce sorunun adını koyun: ‘Sepetlerde kaç blok var diye bakacağız.’ Bu küçük açıklama önemlidir. Boş sepette sıfır blok olabilir; ama sepetin kendisi, masanın üzerinde hâlâ bir nesnedir. Çocuk ‘Bir sepet var’ derse yanlış şeyi görmüş değildir. ‘Evet, bir sepet görüyorum. Ben içindeki blokları merak ediyorum’ diyerek hangi grubu saydığınızı netleştirebilirsiniz.
Önce bir sepete dört bloğu birlikte koyun, diğerini boş bırakın. Çocuklara her iki sepeti inceleme zamanı verin. Birinin blokları dokunarak, diğerinin bakarak saymayı tercih etmesi mümkündür. Sayarken her bloğa bir kez dokunmak ya da sayılanları kenara ayırmak, aynı bloğu iki kez saymayı önleyebilir. Boş sepetin üstünü örtmeyin: görünür bir boşluk, bu oyunun temel malzemelerinden biridir.
İlk tur için karar gerektiren işleri az tutun. Bir çocuk blokları koymayı, diğeri hangi sepete bakılacağını göstermeyi seçebilir. İkisi de aynı işi yapmak isterse her biri birer blok yerleştirebilir. Burada amaç çocuğa belirli bir sosyal rol atamak değil, iki kişinin de sepetin durumunu değiştirebileceğini ve düşüncesini paylaşabileceğini göstermektir.
Etkinlik iki çocukla sınırlı değildir. Arkadaş bulunmadığında yetişkin oyuna ortak olabilir; bir çocuk açıklarken yetişkin gerçekten onun verdiği bilgiye göre hareket eder. Kalabalık bir ailede ise ikili kısa bir tur yaparken diğerleri seyretmek zorunda değildir. Küçük bir grubun sessizce oyuna başlaması, herkesin aynı anda katılacağı uzun bir etkinlikten daha anlaşılır olabilir.
Dört bloktan boş sepete
Dört bloklu sepeti gösterip ‘Burada kaç blok var?’ diye sorun. Çocuklar sayarken onlara zaman tanıyın. Bir çocuk sayıları söylerken diğeri blokları tek tek gösterebilir; ardından isteyen görevleri değiştirebilir. Dört sonucuna ulaştıklarında diğer sepete bakın: ‘Peki bu sepetin içinde kaç blok var?’ Çocuk ‘Hiç yok’, ‘Boş’ ya da bir işaretle yanıt verebilir. Bunların her biri konuşma için anlamlı bir başlangıçtır.
Yanıtın üzerine ‘Evet, burada hiç blok yok. Bu sepette sıfır blok var’ diyebilirsiniz. Sözcüğü çocuğun gözlediği durumla yan yana getirmeniz yeterlidir; onun cümleyi hemen tekrarlaması gerekmez. Bir süre sonra çocuklardan biri boş sepete yeniden bakıp kendi ifadesini kullanabilir. ‘Hiç yok’ ile ‘sıfır’ arasındaki bağlantının kurulması, sembolü tanımaktan bağımsız olarak gelişebilir.
Şimdi bloklu sepetten bir bloğu çıkarın ve diğer sepete değil, masanın üzerine koyun. Çocuklar sepette kalanları sayarsa üç blok olduğunu görebilir. Aynı hareket üç kez daha yapılabilir: dört, üç, iki, bir ve sonunda sıfır. Her aşamada yalnızca sepette kalan blokları saydığınızı hatırlatın. Masadaki bloklar yok olmadı; sadece sayılan yerin dışına taşındı. Bu ayrım, sıfırın ‘dünyada hiç blok kalmadı’ anlamına gelmediğini gösterir.
Son bloğu çıkarmadan önce kısa bir tahmin isteyebilirsiniz: ‘Bunu da masaya koyarsak sepette kaç blok kalır?’ Çocuk ‘bir’ derse tahmini hemen düzeltmek yerine hareketi yapıp birlikte bakın. Sepetin içine ve çevresine dikkatlice göz atın. Ardından ‘İçinde blok kalmadı; sıfır blok var’ ifadesini sunun. Tahmin doğru çıksa da çocuk yalnızca sonucu söylemiş olmaz; sonucu gözlemle sınama fırsatı bulur.
İsterseniz süreci tersine çevirin. Boş sepete bir blok koyunca içindeki sayı sıfırdan bire değişir. Bir blok daha eklenince iki olur. Bu hareket sıfırı yalnızca son blok çıkarıldığında söylenen özel bir parola gibi görmeyi önler. Başlangıçta da sepetin içindeki blok sayısı sıfır olabilir. Yine de bütün ileri ve geri sayma dizisini öğrenmek bu kısa oyunun ön koşulu değildir.
Ortak bir görev kurun
Oyuna bir oyuncak ayı katın. İki çocuğa ‘Ayı, içinde sıfır blok olan sepetin yanında oturmak istiyor. Ona yardım eder misiniz?’ deyin. Çocuklardan biri sepetleri hazırlayabilir, diğeri ayıyı uygun gördüğü yere yerleştirebilir. İkisi birlikte sonucu kontrol eder: seçilen sepetin içine bakar ve gerçekten blok olup olmadığını söyler ya da gösterir. Bir sonraki turda hangi işi kimin yapacağına çocuklar karar verebilir.
Bu düzenlemede hazırlayan çocuğun işi de seçeninki kadar önemlidir. Eğer hazırlayan çocuk her seferinde yetişkinin söylediğini uygular, seçen çocuk bütün kararları verirse ortaklık daralır. Hazırlayan kişiye ‘Bu tur hangi sepet boş kalsın istersin?’ diye sorabilirsiniz. Diğer çocuk da seçmeden önce bilgi isteyebilir. Böylece roller bir doğru cevabı kimin vereceğine değil, herkesin göreve ne kattığına dayanır.
Çocuklar anlaşamazsa hemen hakemlik yapmak yerine görüşlerinin neye dayandığını anlamaya çalışın. ‘Sen soldakini seçtin; bana içine bakarak gösterebilir misin? Arkadaşın diğerini seçti; onun baktığı yeri de görelim.’ Biri sepetin kendisini, diğeri içindeki blokları sayıyor olabilir. Belirsizlik giderildikten sonra çocuklar isterlerse ayıyı birlikte yerleştirir. Anlaşmanın tek biçimi birinin diğerine boyun eğmesi değildir.
Her çocuk konuşmak istemeyebilir. Bir çocuk sepeti işaret ederken diğeri ‘Burada blok yok’ diyebilir. Sözlü yanıt vermeyen çocuk da hangi sepetin hazırlanacağına karar verebilir veya ayının yerini gösterebilir. Yetişkin, işaretin anlamından emin değilse kendi yorumunu dayatmadan ‘Bunu mu seçtin?’ diye sorabilir. Çocuğun alışık olduğu iletişim biçimi ortak çalışmanın gerçek bir parçasıdır.
Sıra değiştirmek yararlı bir seçenek olsa da çocuğu zorla rolünden çıkarmak gerekmez. Önceden ‘Ayı sepeti bulunca bir tur bitmiş olacak; sonra başka bir iş denemek isteyen var mı?’ demek geçişi anlaşılır kılar. Bir çocuk bugün yalnızca sepet hazırlamak istiyorsa seçen çocuğun da söz hakkı olduğundan emin olun. Ortak oyunun başarısını herkesin aynı sürede aynı hareketi yapmasına bağlamayın.

Çocukların konuşmasına yer açan örnek bir tur
Birlikte çalışma sırasında yetişkinin bütün konuşmayı yürütmesi kolaydır. Aşağıdaki örnek bir senaryodur, ezberlenecek bir diyalog değildir. Deniz sepetlerden birine iki blok koyar. Ece, oyuncak ayının hangi sepete gideceğine karar verecektir. Yetişkin ‘Ayı sıfır blok olan sepeti arıyor’ der ve bekler. Ece boş sepeti gösterdiğinde Deniz içini kontrol edip ‘Burada blok yok’ diyebilir. Ayı sepete değil, sepetin yanına oturtulur; böylece onun varlığı blokları saymayı zorlaştırmaz.
Ece dolu sepeti gösterirse Deniz hemen ‘Yanlış’ demek yerine, yetişkinin yardımıyla ‘Bu sepette ne görüyorsun?’ diye sorabilir. Ece iki bloğu gösterdiğinde ‘Peki diğerinin içinde?’ sorusu incelemeyi sürdürür. Son sözü yetişkin söylemek zorunda değildir. İki çocuk düzeni gözleyip karara varabilir; anlaşamazlarsa bir bloğu çıkarıp yeniden bakmak yerine önce mevcut iki sepeti birlikte incelemeleri yeterlidir.
İkinci turda Ece hazırlayan olmak isterse sepetlerin yerini değiştirebilir ve boş kalacak olanı seçebilir. Deniz de oyuncak için seçim yapar. Kapların solda veya sağda bulunması cevabı belirlemez; içlerindeki blok sayısı belirler. Yer değişikliği yalnızca çocuklar ilk düzenle rahatken sunulmalıdır. Yeni konum ilgi çekiyorsa konuşulabilir; kafa karıştırıyorsa aynı yerdeki kaplarla devam etmek hedefi korur.
Çocuklardan birinin önerdiği beklenmedik bir kural da oyuna katılabilir. Örneğin ayı yerine bir kuklanın yolculuğu anlatılabilir. Yetişkin, yeni hikâyede de neyin sayıldığını netleştirir: ‘Kukla içinde sıfır blok olan sepetin yanına mı gitmek istiyor?’ Çocuk ‘Hayır, ben blokları taşıyan bir kamyon yapıyorum’ derse kendi oyununa geçmiştir. O anda sıfır sorusunu sürdürmek için hikâyeyi geri çevirmek şart değildir.
Kapalı kutu ve çizim: neyi biliyoruz?
Şeffaf olmayan bir kutunun kapağı kapalıysa, dışarıdan bakarak içinde sıfır blok olduğunu her zaman bilemeyiz. Çocuk kutuyu sallayıp ses duymadığında da bu tek başına içinin boş olduğunu kanıtlamaz; yumuşak bir nesne sessiz kalabilir veya blok yerinden oynamayabilir. Bu nedenle ilk karşılaştırmayı görülebilen ya da çocuğun erişebildiği kaplarla yapın. Sonra istenirse kapalı kutu, bilmediğimiz bir duruma örnek olabilir: ‘Açmadan emin miyiz?’
Çocuk kapağı açtığında yalnızca o andaki içeriği görür. Bir arkadaşının önceden ‘İçinde sıfır blok var’ demesi, kontrol edilene kadar bir iddiadır. Arkadaş bilerek oyun düzeni hazırladıysa doğru bilgi veriyor olabilir; yine de diğer çocuğa bakıp doğrulama fırsatı sunmak ortak çalışmayı zenginleştirir. Bu küçük ayrım, belirsizliği yanlış cevap gibi görmemeyi öğretir.
Kâğıda iki sepet çizmek, malzemeler kaldırıldıktan sonra yaşananları hatırlamak için kullanılabilir. Bir sepetin içine iki kare, diğerine hiç kare çizilmez. Ancak boş çizilen sepet gerçek bir sepetin o anda boş olduğunu göstermez; yalnızca çizimdeki durumu temsil eder. Çocukla ‘Resimde kaç blok çizdik?’ diye konuşmak, resmin anlattığıyla odadaki gerçek nesneleri birbirine karıştırmayı önler.
Bir çocuk boş sepet resmini eksik bulup içine blok çizmek isteyebilir. Bu, etkinliği bozduğu anlamına gelmez; çizimin durumu değişmiştir. ‘Şimdi resimde bir blok oldu. Sıfır blok göstermek istersek başka bir sepet çizebiliriz’ deyin. Çocuğun yaptığı çizimi silmek ya da boş sepetin çirkin olduğunu düşünmesini engellemeye çalışmak gerekmez. Her çizim o an seçilen durumu anlatabilir.
Yetişkin ne kadar yardım etmeli?
Yardımı sorunun niteliğine göre seçin. Çocuk ‘blok’ sözcüğünü duymamışsa nesneyi gösterip adlandırmak yeterli olabilir. İki sepet arasındaki mesafe erişimi güçleştiriyorsa onları yaklaştırmak işe yarar. Arkadaşının yönergesi çok uzunsa bir tek adıma indirmek sorunu çözebilir. Bunların her biri, çocuğa doğru sepeti göstermeden göreve katılmasını kolaylaştırır.
Bir seçenek olarak yardım sunarken önce izin isteyin: ‘Bloğu birlikte taşımamı ister misin?’ Çocuk istemezse güvenli olduğu sürece kendi yöntemini denemesine alan açın. Yardım istiyorsa da onu tamamen yalnız bırakmak bağımsızlık öğretmenin tek yolu değildir. Yetişkin kabı sabit tutarken çocuk bloğu koyabilir; arkadaş sepetin içini tarif ederken çocuk seçimi yapabilir. Katkının biçimi farklı olsa da ortak karar korunur.
Oyun sonrasında iki çocuk farklı şeyler hatırlayabilir. Biri ayının oturduğu yeri, diğeri son bloğun masaya çıkarılışını anlatır. Her ikisini de duyun. Sonra çocuk isterse ‘O anda sepette blok var mıydı?’ sorusuna dönebilirsiniz. Bu sohbet, kimin daha iyi hatırladığına karar vermek için değil, deneyimi çocukların kendi sözcükleriyle yeniden kurması için bir fırsattır.
Bir sonraki buluşmaya dair plan yaparken hem matematik hem ilişki boyutunu düşünün. Çocuklar sıfır ve biri ayırt ettiyse üç ve sıfır bloklu kaplara geçmek isteyebilirler; biri bütün malzemeleri yönetmişse rollerin nasıl paylaşılacağını önceden konuşmak daha anlamlı olabilir. İki hedefi aynı anda zorlaştırmanız gerekmez. Daha basit sayı düzeni, çocukların bu kez birbirlerini dinlemeye odaklanmasına yardım edebilir.
Birlikte kontrol etmenin değeri
Sepetin içinde bir blok olduğunda çocuk bloğu işaret ederek sayar. İçinde hiç blok yoksa aynı sayma hareketini yapacağı bir nesne bulunmaz. Bu yüzden çocuk bir süre eliyle sepeti yoklayabilir veya çevresine bakabilir. Beklemek, onun gerçekten hangi grubu incelediğini görmenizi sağlar. Sonucun yoklama tamamlanmadan söylenmesi, çocuğun kendi kontrol yöntemini geliştirme fırsatını azaltabilir.
İki çocuk farklı yerlere bakıyorsa önlerine aynı sepeti getirip ‘Bu sepetin içindeki bloklardan söz ediyoruz’ deyin. Biri bir blok bulduğunu düşündüğünde diğerinin de incelemesine fırsat verin. Nesne gerçekten bloksa sayı sıfır değildir; sepetin desenindeki bir kareyse birlikte gerçek blokla karşılaştırılabilir. Çocuğun gördüğünü önce dinlemek, yalnızca cevabı düzeltmekten daha açıklayıcı bir konuşma başlatır.
Boş sepet her tur aynı çocuk tarafından hazırlanmak zorunda değildir. Bir seferinde çocuk dört blokla başlar, başka bir seferinde sepeti baştan boş bırakır. Arkadaşı bu iki durumda da o anda sepette kaç blok bulunduğunu araştırır. Bu karşılaştırma önemli bir ayrımı görünür kılar: sıfıra ulaşmak için mutlaka çıkarma yapmak gerekmez; başlangıçta da sayılan grupta hiç nesne bulunmayabilir.
Son olarak çocuklardan biri ayıya açıklama yapmak isterse açıklamasını kendi biçiminde sunsun: ‘Burada yok’, bir işaret veya ‘Sıfır blok var’ cümlesi kullanılabilir. Yetişkin çocuğun sözlerini gerektiğinde anlaşılır biçimde tekrar eder. Arkadaşının düşüncesini duymak, her ikisinin de aynı cümleyi kurmasını gerektirmez; ortak nesneye yeniden bakabilmeleri yeterlidir.

Sıfır, boş ve hiç yok aynı duruma nasıl bağlanır?
Günlük konuşmada ‘boş’ sözcüğü çoğu zaman kabın içinde hiçbir şey bulunmadığını anlatır. Matematiksel soru ise daha belirli olabilir: içinde kaç blok var? Sepette bir bez varsa sepet bütünüyle boş değildir, ancak içinde blok bulunmuyorsa blok sayısı yine sıfırdır. Çocuk ‘Ama boş değil, içinde bez var’ derse bu dikkatli bir gözlemdir. ‘Haklısın, bez var; blok sayısı kaç?’ diye sorunun kapsamını daraltın.
İlk oyunda dikkati dağıtmamak için kaplarda blok dışında bir şey bulundurmayın. Çocuk temel karşılaştırmayla rahat olduğunda küçük bir bez eklemek, hangi nesneleri saydığımızı tartışmak için isteğe bağlı bir değişiklik olabilir. Bezi blok gibi saymamayı önceden açıklayın. Çocuk bunun yeni bir kural olduğunu duyarsa eski deneyimle çelişen bir bilmeceyle karşılaşmaz. Her iki kapta da bez kullanmak zorunda değilsiniz; önemli olan sayılacak grubun açık olmasıdır.
Sıfırın sayı olarak kullanılmasını hissetmek için sıfır ve biri karşılaştırın. Bir sepete bir blok koyun; ötekinde blok bulunmasın. ‘Hangi sepette daha çok blok var?’ sorusu, önce iki sepetin içini incelemeye davet eder. Bir bloklu sepette, blok bulunmayan sepete göre daha çok blok vardır. Çocuk ‘Bu dolu’ diyorsa ifadesini kabul edip gerektiğinde ‘İçinde bir blok var’ diye daha kesin bir dil ekleyebilirsiniz.
Sıfır, bir rakamı yazmadan da konuşulabilir. Çocuk hazır ve ilgiliyse bir kâğıda 0 yazıp boş sepetin yanına koyabilirsiniz. Ardından 1 yazılı başka bir kartı tek bloklu sepetle eşleştirin. Burada sembol, görülen miktara bağlanan ek bir gösterimdir; kartları tanımak ya da rakamı kusursuz çizmek oyunun amacı değildir. Kartlar ilgiyi nesnelerden uzaklaştırıyorsa onları kaldırmakta sakınca yoktur.
‘Sıfır hiçbir şey değildir’ gibi kısa bir açıklama bazen kafa karıştırabilir. Sıfır, belirlenen grupta nesne bulunmadığını anlatmak için kullandığımız bir sayıdır. Sepetin içinde sıfır blok olması, sepetin veya odanın yok olduğu anlamına gelmez. Çocuğun soruları çoğalırsa açıklamayı bu somut örneğe geri bağlayın. Daha sonra başka bağlamlarda sıfırın farklı kullanımlarıyla karşılaşmak için bolca zamanı olacaktır.
Karışıklıkları fırsata dönüştürün
Çocuk boş sepete bakıp ‘bir’ diyorsa önce neyi saydığına bakın. Parmağı sepetin kenarındaysa bir sepet sayıyor olabilir. Parmağı son çıkarılan bloğa uzanıyorsa bloğun hâlâ yakınlarda bulunması dikkatini çekmiş olabilir. Sepeti birkaç adım uzağa taşımak yerine ‘Sepetin içine bakalım; masadaki blokları şimdi saymıyoruz’ demek, sorunun sınırını görünür kılar. Sonra çocuğa tekrar düşünme fırsatı bırakın.
Bazen çocuk boş kabı seçmek yerine bir şey eklemeye başlar. Bu davranış, görevin anlaşılmadığı anlamına gelebileceği gibi kendi oyun fikrini sürdürmek istediğini de gösterebilir. ‘Bu sepete blok koymak istiyorsun. Ayının aradığı, içinde blok olmayan bir sepetti; önce ona bir yer bulalım mı, yoksa kendi oyununu mu sürdürmek istersin?’ Böylece hem ortak görev açıklanır hem de çocuğa gerçek bir seçim sunulur.
Bir çocuk diğerinin yanıtını sürekli tekrar ediyorsa ona gizli bir sınav hazırlamanız gerekmez. Bir sonraki turda önce onun sepeti hazırlamasını önerebilirsiniz. Hazırladığı düzen hakkında ‘Ayıya hangi bilgiyi vermek istersin?’ diye sorun. Bağımsız bir cevap vermek istememesi de katılmadığını kanıtlamaz; malzemeyi değiştirmek, arkadaşının hareketini gözlemek veya seçimi işaret etmek farklı katkılardır.
İki çocuk aynı sepeti almak isterse zamanlayıcı kurmak tek çözüm değildir. Önce sorunu tarif edin: ‘İkiniz de bu sepeti kullanmak istiyorsunuz.’ Sonra uygun seçenekleri birlikte düşünün: biri bu tur bloğu yerleştirirken diğeri sepeti tutabilir; daha sonra isterlerse yer değiştirebilirler. Çocuklardan biri devam etmek istemezse ara vermek de seçenektir. Paylaşma becerisi, bir yetişkinin çatışmayı anında ortadan kaldırmasından daha geniş bir süreçtir.
Çocuk sayıları doğru söylerken son bloğu çıkardıktan sonra ‘bir’ demeyi sürdürebilir. Sayı dizisini ezbere okumak ile kalan nesnelerin miktarını izlemek farklı taleplerdir. Bloğu yavaşça çıkarıp eli durdurun; ardından kabın içine birlikte bakın. ‘Bir blok vardı. Onu çıkardık. Şimdi içeride hiç blok yok.’ Bu cümle değişimi anlatır; çocuğu hızla doğru sözcüğe ulaştırmaya çalışmaz.
Daha erişilebilir bir oyun düzeni
Blokları tutmak zor geliyorsa yetişkin çocuğun yönlendirmesiyle taşıyabilir: çocuk bakışıyla, sözüyle, işaretiyle veya kullandığı iletişim aracıyla hangi bloğun taşınacağını belirtir. Diğer çocuk da sepetin yerini seçebilir. Böylece hareketi yetişkin yapsa bile karar çocukta kalır. Yardımın düzeyini önce çocuğa sorun ve mümkün olan bölümü onun yapmasına zaman tanıyın.
Görsel ayrımı kolaylaştırmak için sepetleri birbirinden ayıran sade bir zemin kullanın. Dört blok yerine başlangıçta tek bir büyük blok seçmek de sorunun yapısını basitleştirir: bir sepette bir blok, diğerinde sıfır blok. Çocuklar bu karşılaştırmada rahat ederse daha sonra ikinci bloğu ekleyebilirsiniz. Büyük sayılar kullanmak, sıfır fikrinin daha iyi öğrenildiğinin kanıtı değildir.
Dokunarak inceleyen çocuk için kabın içini ve sınırlarını keşfetmeye yetecek süre ayırın. Nesnelerin boyutu ve düzeni onun güvenli ve rahat erişimine uygun olmalıdır. Çocuk dokunmak istemiyorsa sözel anlatım ya da kendi tercih ettiği başka bir yol kullanılabilir. Her sunum aynı deneyimi üretmez; önemli olan çocuğun sepetin içinde blok bulunup bulunmadığı hakkında bilgiye erişebilmesidir.
Dikkatin sürmesi güçleştiğinde konuşma miktarını azaltın. ‘Bir sepet seç, içine iki blok koy, diğerini boş bırak, sonra ayıya göster’ yerine ‘Bu sepete bir blok koy’ deyin ve eylemden sonra sıradaki adımı sunun. Aynı anda hem yönergeyi hatırlamak hem malzemeyi taşımak zorunda kalmamak, çocuğun sayı fikrine daha çok alan ayırmasını sağlayabilir. Bu uyarlama hedefi değiştirmez; hedefe giden yolu sadeleştirir.
Çocuk iletişim için daha uzun süreye ihtiyaç duyuyorsa sessiz bekleme süresini koruyun. İkinci çocuk adına yanıt vermeye heveslenebilir; ona ‘Arkadaşının seçimini bekleyelim, sonra senin fikrini de duyacağım’ diyebilirsiniz. Beklemek susan çocuğu herkesin önünde performansa zorlamaya dönüşmemelidir. Dilerse işaret edebilir, yanıtı daha sonra verebilir ya da turu bitirebilir.
Günlük yaşama taşımak
Oyundan sonra sıfırı aramak için ayrı bir ders düzenlemek gerekmez. Oyuncaklar toplanırken ‘Bu kutuda şu anda kaç araba var?’ diye sorabilirsiniz. Kutunun içi gerçekten görünüyorsa çocuklar bakıp kontrol eder. İçeride başka oyuncaklar bulunuyorsa ‘araba’ sözcüğünü özellikle belirtin. Bir çocuk arabalardan birini yerleştirdiğinde artık araba sayısının sıfır olmadığını birlikte fark edebilirsiniz.
Sofra hazırlanırken bir tabağa henüz peçete konmadığını görmek başka bir örnektir. ‘Bu tabağın yanında sıfır peçete var; bir tane koyunca kaç olur?’ Bu soruyu bir yardım çağrısına dönüştürmek isterseniz çocuğun katılmayı isteyip istemediğini dikkate alın. Yemek saatini uzun bir sınava çevirmek, kavramı gündelik bağlamda göstermeye göre daha az yararlı olabilir.
Bir çocuk blokların masaya taşınmasından sonra ‘Hepsi bitti’ diyebilir. ‘Sepetteki bloklar bitti; masada hâlâ dört blok var’ karşılığı yerin önemini gösterir. Aynı dört nesne farklı yerdeyken sepetin içindeki miktar değişir, toplam blok sayısı değişmek zorunda değildir. Bu ayrımı sayma alıştırmasına çevirmeden, çocuğun dikkat ettiği anda kısa bir cümleyle sunabilirsiniz.
İki arkadaş bir sonraki buluşmada kendi oyununu kurabilir. Biri sepetleri hazırlarken diğeri oyuncak için bir istek uydurur: ‘Sıfır blok olan yere oturmak istiyor.’ Sonra yer değiştirip aynı düzenin cevabını kontrol ederler. Yeni karakterler ve öyküler görevi eğlenceli kılabilir; ancak her turda nesne sayısını, kuralı ve rolü değiştirmek çocuğun neyi karşılaştırdığını izlemesini güçleştirebilir.
İlgili bir başka açıklama için sıfır ve boş sepet başlangıcına bakabilirsiniz. Günlük bir örneği nasıl kuracağınızı düşünüyorsanız tanıdık bir günlük an, kısa gözlemleri düzenlemek isterseniz kayıt önerisi yardımcı olabilir. Bu yazılar tamamlanması gereken bir sıra oluşturmaz; o günkü sorunuza uygun olanı seçmeniz yeterlidir.
Bitiriş ve yetişkinin gözlemi
Çocukların dikkatini son bir kez hazırladıkları düzene yöneltin: ‘Ayı hangi sepeti seçti? Orada kaç blok vardı?’ Bir çocuk sepeti gösterdiğinde, diğeri isterse içini kontrol edebilir. Sonra oyunu kapatacak basit bir iş belirleyin: blokları kutuya yerleştirmek veya ayıyı dinlenmeye bırakmak. Her çocuğun sıfır sözcüğünü söylemesini beklemek bitiş koşulu olmak zorunda değildir.
Kendiniz için kısa bir not almak isterseniz ne olduğunu ve hangi desteği sunduğunuzu kaydedin: ‘Boş sepeti gösterdi; soruyu bloklarla sınırlayınca sıfır dedi.’ Başka bir yararlı gözlem de ‘Arkadaşı bloğu çıkarırken bekledi, sonra sepetin içine baktı’ olabilir. Bunlar sonuç ilan eden etiketlerden farklıdır; sonraki karşılaşmada hangi düzenin işe yaradığını hatırlamanıza yardımcı olur.
Bir kez yanlış seçim yapılmasından ya da bir çocuğun o gün konuşmamasından geniş bir sonuç çıkarmayın. Çocuk yorgun olabilir, oyuncakla başka bir hikâye kurmak isteyebilir veya sorunun hangi nesnelerle ilgili olduğunu anlamamış olabilir. Aynı şekilde tek bir doğru yanıt, kavramın her bağlamda yerleştiğini göstermez. Daha sonraki gündelik karşılaşmalar, çocuğun fikri farklı durumlarda nasıl kullandığını görme imkânı sunar.
Oyun güzel giderken de bitirilebilir. Çocuklar bir karşılaştırma yaptıysa, boş sepeti gözlediyse ve birbirinin katkısını duyduysa sonraki turları ertelemek yapılan işi eksiltmez. Yeniden başlarken aynı örneği kullanabilir ya da çocuğun önerdiği güvenli ve tanıdık bir malzemeye geçebilirsiniz. Önemli olan soru, ‘Kaç blok var?’ sorusunun hangi sepet ve hangi an için sorulduğunun açık kalmasıdır.
Yararlı yanıtlar
Çocuk sıfır rakamını yazamıyorsa oyuna katılabilir mi?
Evet. Oyunun temel amacı, belirli bir grupta nesne bulunmadığını fark etmek ve bunu sıfır sözcüğüyle ilişkilendirmektir. Rakam kartı ilgisi varsa sonradan eklenebilir; yazmak ön koşul değildir.
İki çocuk arasında yaş farkı varsa ne yapmalı?
İkisinin de karar verebildiği kısa roller seçin. Büyük çocuk bütün açıklamaları üstlenmek zorunda değildir; küçük çocuk da sepeti hazırlayabilir veya oyuncak için seçim yapabilir. Destek miktarını her çocuğun ihtiyacına göre ayarlayın.
Sepette başka bir nesne varsa yine sıfır denebilir mi?
Hangi nesneleri saydığınıza bağlıdır. Sepette bez olup hiç blok yoksa blok sayısı sıfırdır, fakat sepet bütünüyle boş değildir. Başlangıçta yalnızca blokları kullanmak bu ayrımı kolaylaştırır.
Oyunun tüm adımlarını bir seferde uygulamalı mıyız?
Hayır. Bir ve sıfır bloklu iki sepeti karşılaştırmak bile yeterli bir başlangıçtır. Çocukların ilgisine göre başka bir gün rol değişimi veya oyuncakla seçim ekleyebilirsiniz.


