Bir yaprağın şekli bir kayığı, şemsiyeyi veya çocuğun seçtiği başka bir şeyi hatırlatabilir. Önce gerçekten gördüğünüz ayrıntıyı belirleyin; sonra bu ayrıntıdan yola çıkarak istediğiniz hikâyeyi kurun.
Bu etkinlikte ne yapacağız?
Çocuk bir bitkinin görünen bir bölümünü inceler ve gördüklerinden kısa bir hikâye kurar. Ardından hikâyedeki hayal ürünü ayrıntıları gerçek gözleminden ayırır. Örneğin “Yaprak pencereye bakıyor” bir hikâye cümlesi olabilir; “Yaprak saksının kenarından yukarıda” ise uygun açıdan kontrol edilebilen bir gözlemdir.
Amaç çocuğun bitkiyi konuşturmasını ya da mutlaka bir öykü tamamlamasını sağlamak değildir. Bir ayrıntıyı fark etmesi, onu kendi seçtiği sözcüklerle anlatması ve isterse yeni bir olay hayal etmesi yeterlidir.
Örnek kahramanımız Deniz adında bir çocuktur. Kendi ailenizin adlarını, günlük sözlerini ve koşullarını kullanabilirsiniz. Her evde bitki yetiştirildiği veya aynı alışkanlıkların bulunduğu varsayılmaz.
Gerekli malzemeler
Güvenle bakılabilen, yetişkinin bildiği bir saksı bitkisi seçin. Bitkinin güvenliği konusunda emin değilseniz gerçek bitki yerine bir fotoğraf veya kitap resmi kullanın. Yaprak, toprak ve sulama suyu ağza götürülmemelidir.
İsterseniz kâğıt ve kalem hazırlayın. Çocuk bir yaprak çizebilir ya da yetişkin onun söylediği bir cümleyi yazabilir. Yazı, fotoğraf, özel bir defter veya satın alınmış bir malzeme zorunlu değildir.
Bitkiye erişmek için saksıyı taşımak gerekmiyorsa yerinde bırakın. Birlikte rahatça görebileceğiniz bir yaprak veya dal seçin; çocuğun yaprağa dokunması gerekmez.
Önce görünen bir ayrıntı bulun
Yetişkin “Bu yaprakta ne fark ediyorsun?” diye sorar. Deniz “Uzun” diyebilir, yaprağı gösterebilir ya da “Bir çizgisi var” diye yanıt verebilir. Önce çocuğun işaret ettiği yeri bulun ve aynı ayrıntıdan söz ettiğinizden emin olun.
Yetişkin “Ben de ortasında açık renkli bir çizgi görüyorum” diyebilir. Çocuğun farklı bir özelliği seçmesi yanıtının yanlış olduğu anlamına gelmez. Yaprağın ucu, kenarı ve ortası farklı biçimlerde tarif edilebilir.
Görmek zor ise daha büyük bir yaprak veya açık bir resim seçin. “Daha dikkatli bak” demek yerine görüntüyü erişilebilir kılmak, gözlemi birlikte yapmayı kolaylaştırır.

Sonra küçük bir hikâye kurun
Deniz uzun yaprağa bakıp “Bu bir kayık olsun; yağmurdan sonra küçük bir gölde yüzsün” diyebilir. Yetişkin “Kayık nereye gidiyor?” diye sorabilir. Gerçek bir göl veya yağmur görülmüş olması gerekmez; bu bölüm hayal edilen olaydır.
Çocuk yalnızca “kayık” demek istiyorsa bu da yeterlidir. Yetişkin onun fikrini uzatmadan önce izin isteyebilir: “İstersen ben de bir cümle ekleyeyim mi?” Hikâyenin yönü birlikte belirlenir.
Bitkinin gerçekten kayık olduğunu söylemeyin. Oyun bittikten sonra “Hikâyemizde kayıktı; burada ise uzun bir yaprak görüyoruz” diyerek iki anlatımın ilişkisini açıkça gösterebilirsiniz.
Gözlem ile hayali ayıran bir konuşma
Yetişkin: “Yaprakta gerçekten ne gördük?” Deniz: “Uzun ve yeşil.” Yetişkin: “Hikâyemizde ne oldu?” Deniz: “Kayık göle gitti.” Yetişkin: “Evet, kayık kısmını biz hayal ettik.”
Çocuk “Yaprak yüzmek istiyor” derse bunu yaratıcı bir söz olarak dinleyin. Bitkilerin istekleri hakkında kesin bilgi veriyormuş gibi kullanmak yerine “Hikâyende yaprak yüzmek istiyor” diye bağlamı belirtin.
Çocuk bir cümleyi hangi gruba koyacağını bilmiyorsa birlikte sorabilirsiniz: “Bunu şimdi bitkide görebiliyor muyuz, yoksa hikâyemize mi ekledik?” Zor geliyorsa iki kategoriye ayırmayı o gün atlayın.
Çocuğun yanıtına göre devam edin
“Hiçbir şey görmüyorum” derse belirli bir yeri gösterin: “Şu uzun yaprağın kenarını birlikte incelemek ister misin?” Yine ilgilenmiyorsa başka bir resim seçebilir veya etkinliği bitirebilirsiniz.
“Yaprak üzgün” derse “Hikâyende neden üzgün olabilir?” diye sorabilirsiniz. Ardından gerçek gözlem için “Yaprakta gördüğün bir şey var mı?” sorusu ayrı tutulur. Görünüşten bitkinin insanlardaki gibi duygular yaşadığı sonucu çıkarılmaz.
“Ben çizmek istiyorum” derse öyküyü çizimle sürdürebilir. Çocuk bir soru sormak isterse yetişkin de bilmediğini söyleyebilir. Örneğin sararmanın nedenini tek bir görüntüden kesin olarak belirlemek mümkün olmayabilir.
Yaprağın şeklinden hikâyeye
Önce yaprağın görünen sınırını inceleyin. Deniz havada parmağıyla uzun bir çizgi çizer ve “Bana kayığı hatırlatıyor” der. Benzerlik kurmak, yaprağın gerçek nesne olduğu bilgisini ortadan kaldırmaz.
Yetişkin “Kayığın içinde kim var?” diye sorabilir. Çocuk bir uğur böceği hayal ederse bunun bitkide gerçekten görülen bir böcek olup olmadığını netleştirin. Görülmediyse “Hikâyede bir uğur böceği var” deyin.
Daha sonra yeniden yaprağa bakıp “Kayık dediğin yaprağı gösterebilir misin?” diye sorabilirsiniz. Bu dönüş, hayal edilen nesneyle gözlenen ayrıntı arasında açık bir bağ kurar.

Bir çizimle anlatmak
Çocuk hikâyedeki kayığı çizebilir veya gördüğü yaprağın şeklini ayrı bir kâğıda aktarabilir. İkisini aynı sayfada göstermek isterse birine “gördüğümüz yaprak”, diğerine “hayal ettiğimiz kayık” yazmak anlaşılmalarını kolaylaştırır.
Yazıyı yetişkin ekliyorsa önce çocuğun ne anlatmak istediğini sorun. Çizimin büyüklüğü gerçek yaprağın ölçüsü değildir; özellikle büyük çizilmiş bir kayık, çocuğun dikkatini çeken bölümü gösterebilir.
Resmi değiştirmek zorunlu değildir. Deniz “Ben böyle istiyorum” diyorsa yetişkin, gözleme benzeyen ve hayalden gelen bölümleri onun açıklamasına dayanarak dinleyebilir.
Sık yapılan hata: Öyküyü gözlem sanmak
Bir yetişkin “Yaprak su istediği için bize eğildi” dediğinde çocuğun hikâyesi gerçek bir neden açıklaması gibi duyulabilir. Tek bir yaprak görüntüsü, bitkinin neye ihtiyacı olduğunu kesin biçimde göstermeyebilir.
İki ayrı ifade kullanın: “Yaprak aşağı doğru duruyor” gördüğünüz bir durumdur; “Hikâyemizde kayık yardım istiyor” ise kurguya aittir. Bitki bakımına ilişkin kararlar için tür ve koşullar hakkında güvenilir bilgi gerekir.
Bir ayrıntıyı göremiyorsanız “Bilmiyorum” demek uygundur. Hikâyenin hayal gücünü korurken gerçek bitkiyle ilgili belirsizliği de açıkça ifade edebilirsiniz.
Etkinliği kolaylaştırın
Çocuğa tüm bitkiyi anlatmasını istemek yerine tek yaprak gösterin. “Uzun mu, yuvarlağa yakın mı?” gibi iki anlaşılır seçenek sunabilirsiniz; ancak çocuk başka bir sözcük seçerse onu dinleyin.
Hikâye için tek cümle yeterlidir: “Bu yaprak bir kayık.” Çocuk cümleyi söylemek yerine resmi gösterebilir. Yetişkin isterse söylediğini tekrar eder ve onayını bekler.
Bitkiyi görüp konuşmak istemeyen bir çocuk yalnızca bakabilir. Görevin kapsamını daraltmak, çocuğun kendi hızında bir ayrıntıya odaklanmasına fırsat verir.
Bir sonraki adımı ekleyin
Çocuk isterse hikâyeye bir başlangıç ve bir son ekler: kayık kıyıdan ayrılır, sonra başka bir kıyıya ulaşır. İki olayı çocuğun seçtiği sırayla çizmek veya sözlü anlatmak mümkündür.
Daha sonra “Hangi kısım yaprağa bakarken aklına geldi?” diye sorun. Belki uzun şekil kayığı, yaprağın kenarındaki çizgi de bir yolu hatırlatmıştır. Bu ilişki, çocuğun kendi açıklamasıdır.
Birden çok gerçek bitki özelliğini aynı anda saymak zorunlu değildir. Daha uzun hikâye, gözlem bölümündeki belirsizlikleri kesinleştirmez.
İki kişi birlikte hikâye kurarsa
Bir çocuk yapraktan yola çıkarak bir kahraman seçebilir; diğer çocuk bir yer önerebilir. Başlamadan önce “İkiniz de birer fikir eklemek ister misiniz?” diye sorun. Katılmak istemeyen kişi dinleyebilir veya başka bir etkinlik seçebilir.
Bir fikir diğerinin fikriyle uyuşmuyorsa iki ayrı hikâye kurulabilir. Örneğin bir yaprak bir çocuğa kayığı, diğerine şemsiyeyi hatırlatabilir. Aynı gözlem birden fazla hayale başlangıç olabilir.
Sıra belirlenmişse her katılımcının sözünü bitirmesine fırsat verin. Yetişkin, çocuğun cümlesini tamamlamak yerine “Başka eklemek istediğin bir şey var mı?” diye sorabilir.
Konuşmadan katılma yolları
Çocuk bir görseli seçerek, işaret ederek, bakışıyla veya alışık olduğu iletişim cihazıyla fikir belirtebilir. Bir kayık ve bir şemsiye resmi sunulacaksa ikisini de erişilebilir ve ayırt edilebilir biçimde yerleştirin.
Çocuğun seçim yapması için yeterli zaman tanıyın. Yetişkin “Kayığı mı seçtin?” diyerek anlamını doğrulayabilir; rastgele bir hareketi otomatik olarak yanıt saymamalıdır.
Çocuk yetişkinden çizmesini isteyebilir ve nereye ne ekleyeceğini belirleyebilir. Kalem tutmak veya sesli konuşmak hikâyenin sahibi olmak için zorunlu değildir.
Bir fotoğraf kullanıyorsanız
Fotoğrafta seçilen yaprağın net görünüp görünmediğini kontrol edin. Görüntünün dışında kalan kısımlar hakkında bilgi varmış gibi konuşmayın. Örneğin fotoğrafta görünmeyen başka bir yaprağın varlığını ya da yokluğunu bu görüntü tek başına kanıtlamaz.
Çocuk fotoğrafa bakarak aynı kayık hikâyesini kurabilir. Daha sonra “Fotoğrafta gördüğümüz neydi?” ve “Hikâyemizde ne oldu?” sorularıyla iki anlatımı karşılaştırabilirsiniz.
Fotoğrafı saklamak ya da internette paylaşmak gerekmez. Yalnızca o an kullanıp kapatmak da yeterlidir; kişisel bilgi eklenmesi bu etkinlik için gerekli değildir.
Bir sonraki gün geri dönmek
Deniz daha sonra aynı yaprağa bakmak isterse önce onu bulmaya çalışın. Benzer yapraklar varsa dalın konumu gibi açık bir işaret kullanın. Emin değilseniz “Bu aynı yaprak mı, bilmiyorum” diyebilirsiniz.
Önceki çizim veya fotoğraf varsa onunla bugünkü görünümü karşılaştırın. Görüntüde bir ayrıntı eksikse bunun çizimde atlanmış, fotoğrafta örtülmüş veya sonradan değişmiş olabileceğini düşünün; kanıt yokken tek açıklama seçmeyin.
Çocuk aynı kayık hikâyesini devam ettirebilir ya da yeni bir hikâye kurabilir. Hikâyenin devam etmesi bitkinin o arada değiştiğini kanıtlamaz.
Yaprağın rengi hakkında konuşmak
Bir yaprak yeşilin birden fazla tonunu içerebilir. Çocuk “yeşil”, yetişkin “açık yeşil kenarlı” diyorsa farklı ayrıntılardan söz ediyor olabilirsiniz. “Hangi yeri gösteriyorsun?” sorusu bunu açığa çıkarır.
Işık değiştiğinde renk farklı görünebilir. Fotoğraflar arasındaki küçük renk farkını tek başına bitkinin değiştiğinin kanıtı saymayın. Mümkünse aynı yeri doğrudan da gözlemleyin.
Renkleri ayırt etmek uygun değilse şekil, konum veya görünür yaprak sayısı seçilebilir. Hikâyenin başlaması için belirli bir renk adı söylemek zorunlu değildir.
Sayı içeren bir hikâye
Seçtiğiniz dalda gerçekten görülen iki yaprak varsa birlikte sayabilirsiniz: “Bir, iki.” Deniz hikâyede bunları iki kayık olarak düşünebilir. Üçüncü bir kayık eklemek isterse bunun hayal edilen bir ek olduğunu belirtin.
Öyküden sonra “Dal üzerinde kaç yaprak gördük?” diye sorabilirsiniz. Çocuk üç derse birlikte aynı dalı yeniden inceleyin. Hikâyedeki üç kayık ile gözlemdeki iki yaprağın farklı sayılar olabileceğini gösterin.
Bir yaprak örtülü olduğu için sayıdan emin değilseniz güvenle görebildiğiniz başka bir dal seçin veya sayma sorusunu atlayın. Belirsiz görüntüden kesin cevap beklemek gerekmez.
Bitkinin adını bilmiyorsanız
Türü bilmiyorsanız “bu saksı bitkisi” veya “bu yaprak” demek yeterlidir. Bitkiyi tanımlamak hikâye kurmanın koşulu değildir. Görünüşüne bakarak bir ad tahmin edip bunu kesin bilgi gibi sunmayın.
Bakım veya güvenlik için türü öğrenmek gerekiyorsa yetişkin bunu ayrıca güvenilir bir kaynaktan araştırabilir. Çocuğun hikâyesi, bitkinin güvenli olduğunu ya da belirli miktarda suya ihtiyacı bulunduğunu göstermez.
Bir etikette yazan adı birlikte okumak isterseniz okuyabilirsiniz. Çocuk bilmediği bir adı ezberlemek zorunda değildir; seçtiği görünür ayrıntı üzerine konuşmaya devam edebilir.
Bitki yoksa başka bir başlangıç
Evinizde bitki bulunması gerekmez. Bir kitapta, aileden kalmış bir fotoğrafta veya uygun bir resimde görülen yaprak aynı yaratıcı konuşmayı başlatabilir. Görselin net ve çocuk için erişilebilir olmasına dikkat edin.
Resim bir çizimse bunu da belirtin: “Burada çizilmiş bir yaprak görüyoruz.” Resmin nasıl yapıldığını bilmiyorsanız gerçek bir bitkinin tam görünümünü yansıttığını varsaymayın.
Dışarıda güvenli bir yerden görülen bir ağaç da seçenek olabilir. Bilinmeyen bitkilere dokunmak veya parçalarını koparmak gerekmez; yetişkin çevre koşullarını değerlendirir.
Hikâyeyi başka birine anlatmak
Çocuk isterse çizimini evdeki başka birine gösterebilir. Önce “Bu gördüğümüz yaprak, bu da hayal ettiğim kayık” diyebilir ya da yetişkinden cümleyi onun adına söylemesini isteyebilir.
Dinleyen kişi “Kayık nereye gitti?” gibi açık bir soru sorabilir. Çocuğun öyküyü uzatma, değiştirme veya anlatmayı bitirme hakkı vardır. Dinleyici, resmi çocuğun izni olmadan düzeltmez.
Paylaşım tamamen isteğe bağlıdır. Öyküyü yalnızca iki kişi arasında bırakmak ya da çizimi saklamamak da etkinliğin kabul edilebilir bir sonucudur.
Gözlem kaydına kısa bir not
Bir defter kullanmak isterseniz iki başlık açabilirsiniz: “Gördüğüm” ve “Hayal ettiğim”. İlkine “Uzun bir yaprak gördüm”, ikincisine “Yaprak bir kayık oldu” yazabilirsiniz. Başlıklar çocuğun yaşına ve ilgisine göre çizimle de gösterilebilir.
Bir tarihe ihtiyacınız varsa gerçek gözlem gününü yazın. Sonraki gün gözlem yapmadıysanız boş günü tahminlerle doldurmayın. Her gün kayıt tutmak zorunlu değildir.
Yetişkinin yazdığı cümle çocuğun ifadesini yansıtmalıdır. Çocuğun söylemediği bir düşünceyi onun ağzından yazmak yerine, yetişkinin kendi gözlemini ayrı belirtin.
Bir soru cevapsız kalabilir
Deniz “Bu yaprak neden böyle?” diye sorduğunda hemen açıklama bulmanız gerekmiyor. “Bilmiyorum; önce ne gördüğümüzü tarif edelim” diyebilirsiniz. Uzun bir yaprak, farklı bitki türlerinde doğal biçimde bulunabilir.
Araştırmak isterseniz önce bitkinin türünü ve durumunu doğru belirlemeye çalışın. Bir hikâyede yaprağın kayığa benzemesi, gerçek büyüme koşulları hakkında kanıt oluşturmaz.
Çocuk bir cevap beklemek yerine kendi öyküsüne devam etmeyi seçebilir. Yetişkin, kurgu ile bilgi arayışını ayrı tutarak her iki ilgiyi de destekleyebilir.
Bitirmek ve yeniden başlamak
Çocuk anlatmayı bitirdiğinde hikâyeyi kendi sözleriyle özetlemek isteyip istemediğini sorun. “Bir yaprağa baktık ve onu kayık olarak hayal ettik” gibi kısa bir ifade yeterli olabilir.
Resim yapıldıysa saklama kararını birlikte verin. Saksının, kâğıdın ve kalemin nerede duracağına evin koşullarına göre karar verin. Çocuk yorulduysa yeni soru eklemeye gerek yoktur.
Başka bir gün farklı bir yaprak ya da başka bir resim seçebilirsiniz. Yeni hikâyenin önceki öyküye benzemesi veya tamamen farklı olması çocuğun tercihidir.
Hikâyenin başlangıcını seçmek
Deniz yaprağı bir kayığa benzettikten sonra ilk sahneyi seçebilir: kayık kıyıda duruyor olabilir. Yetişkin “İstersen kıyıyı da çizelim mi?” diye sorar. Çocuk bir çizgi çekebilir veya kıyının nerede olacağını işaret edebilir.
Bu sahne gerçek bir göl bulunduğu iddiası değildir. Başlangıç, çocuğun hayalinde oluşan bir yer olarak anlatılır. Bitkiye tekrar bakıldığında ise saksı, dal ve yaprak gibi görülebilen parçalar gösterilebilir.
Çocuk kayık fikrinden vazgeçip yaprağı şemsiyeye benzetirse başlangıcı değiştirebilir. Önceki fikri koruması veya yetişkinin önerdiği olayı seçmesi gerekmez.
Orta bölümde bir seçim yapmak
Hikâyede kayık bir ayrım noktasına gelebilir: sağa mı sola mı gidecek? Deniz bir yön seçer ve isterse seçiminin nedenini söyler. Bu neden gerçek yaprağın büyüme yönüne ilişkin bilimsel bir açıklama olmak zorunda değildir.
Yetişkin iki seçeneği çizimle gösterebilir. Çocuk üçüncü bir yol önerirse hikâye buna göre değişebilir. Seçenekler konuşmayı başlatmak içindir; çocuğun fikrini sınırlandırmak için kullanılmaz.
Gerçek dalın yönü üzerine ayrıca konuşmak isterseniz bitkiye dönün ve konumunu bulunduğunuz yerden tarif edin. Hikâyedeki rota ile bitkinin duruşu farklı şeylerdir.
Sonu açık bir hikâye
Kayığın nereye varacağı henüz bilinmeyebilir. Deniz “Sonra devam ederiz” derse hikâye açık kalabilir. Bir öykünün mutlaka tehlike, kurtarma veya ders içermesi gerekmez.
Yetişkin “Bugün burada bırakmak ister misin?” diye sorabilir. Çocuk devam etmek istemiyorsa kâğıdı saklamayı ya da kaldırmayı seçer. Sonradan aynı yerden devam etmek için kısa bir işaret çizilebilir.
İşaretin anlamı unutulursa yeni bir açıklama uydurmak yerine çocuğa sorun. O da hatırlamıyorsa hikâyeyi yeniden kurmak ya da yeni bir başlangıç seçmek mümkündür.
Yetişkinin cümlesi nasıl yardımcı olur?
Yetişkin önce gördüğü bir ayrıntıyı açıkça söyleyebilir: “Bu yaprağın ucu sivri görünüyor.” Sonra kurguya geçişi belirtebilir: “Hikâyemde sivri uç bir okun ucu olsun.” Böylece örnek, gözlem ile hayali birbirine karıştırmaz.
Çocuk farklı bir benzetme yaptığında yetişkin onu dinler. “Benim aklıma ok geldi, seninki kayık oldu” demek iki fikri birlikte kabul eder. Benzetmelerin tek doğru cevabı yoktur.
Yetişkinin uzun bir anlatı sunması şart değildir. Kısa bir modelden sonra çocuğun konuşmasına, işaret etmesine veya sessiz kalmasına alan bırakın.
Çocuğun kullandığı sözcükleri dinlemek
Deniz yaprağın kenarına “tırtıklı” diyebilir. Yetişkin sözcüğün hangi kısmı anlattığını sorar ve birlikte bakar. Eğer kenar düze yakın görünüyorsa “Ben burayı düz görüyorum; sen hangi yere bakıyorsun?” demek ortak incelemeyi başlatır.
Çocuğun farklı bir noktayı göstermesi mümkündür. Yanıtı hemen yanlış saymak yerine aynı ayrıntıyı gördüğünüzü doğrulayın. Görüntü belirsizse daha net bir yaprak seçebilirsiniz.
Hikâyede “tırtıklı kayık” denmesi ise yaratıcı bir seçimdir. Kurgu içinde kayığın biçimi gerçek yaprağın her ayrıntısıyla aynı olmak zorunda değildir.
Bir gölge fark edilirse
Yaprağın masaya düşen gölgesi çocuğa başka bir şekli hatırlatabilir. Önce gölgenin nerede görüldüğünü ve ışık değişirse görünümünün değişebileceğini konuşun. Gölgeyi üretmek için güçlü bir ışığa bakmak gerekmez.
Deniz gölgeyi bir kuşa benzetirse kuşun uçtuğu bir hikâye kurabilir. “Burada gördüğümüz gölge, hikâyemizde ise bir kuş var” demek kurgu ile gözlemi ayrı tutar.
Gölge net değilse şeklini belirlemeye zorlamayın. Işık koşulları uygun değilse yaprağın kendisi veya hazır bir resim aynı konuşma için yeterlidir.
Yaprakla ilgili iki farklı görüş
Deniz yaprağın bir kayığa benzediğini, yetişkin ise bir kaşığı hatırlattığını söyleyebilir. Her iki kişi benzetmesinin hangi özelliğe dayandığını anlatabilir: uzunluk, uç biçimi veya genel görünüm.
Benzetmeler farklı olsa da aynı yaprak inceleniyor olabilir. “Kayık mı kaşık mı doğru?” sorusu yerine “Sana hangi kısmı onu hatırlattı?” sorusu çocuğun düşüncesini açar.
İki kişi ayrı hikâyeler kurabilir veya iki fikri aynı öyküde birleştirebilir. Çocuğun fikrinin yetişkinin fikrine uyması gerekmez.
Hikâyeye bir karakter eklemek
Deniz kayığa bir yolcu eklemek isterse bu karakteri kendisi seçebilir: bir kaplumbağa, bir kuş ya da tamamen uydurulmuş bir canlı. Yetişkin “Bu yolcu ne yapmayı seviyor?” diye sorabilir.
Karakterin gerçek bitkinin üzerinde görüldüğü varsayılmamalıdır. Eğer gerçekten bir böcek de görülüyorsa “Bu gördüğümüz böcek; kaplumbağa ise hikâyemizdeki yolcu” diyerek ayrımı açıkça kurun.
Bilinmeyen bir canlıyı tutmaya veya bitkiden uzaklaştırmaya çocuk yönlendirilmez. Gerekirse yetişkin güvenli mesafeden durumu değerlendirir.
Üç resimle sıra kurmak
Çocuk isterse üç küçük alana başlangıç, bir hareket ve bitiş çizebilir. Örneğin kıyıdaki kayık, su üzerinde kayık ve yeni kıyı. Her alanın ne anlattığını çocuğun kendisine sorun.
Resimler sırayla yerleştirildikten sonra “Önce ne oldu, sonra ne oldu?” diye sorabilirsiniz. Çocuk sıralamayı değiştirmek isterse değiştirebilir; bu kurduğu öykünün yeni düzeni olur.
Üç kare yapmak zor geliyorsa tek çizim de yeterlidir. Etkinliğin amacı belirli sayıda kare tamamlamak değil, çocuğun seçtiği anlatımı paylaşmasına fırsat vermektir.
Aynı yapraktan başka bir öykü
Bir sonraki sefer aynı yaprak bir şemsiye olabilir. Deniz “Şemsiyenin altında kim var?” sorusuna tek kelimeyle yanıt verebilir. Önceki kayık hikâyesini hatırlaması zorunlu değildir.
İki öyküyü karşılaştırırken ortak olan gerçek ayrıntıyı bulun: ikisi de aynı uzun yapraktan başlamış olabilir. Değişen şey, çocuğun bu ayrıntıya verdiği hayalî roldür.
Gerçekte yaprağın şekli değişmiş görünüyorsa önceki bir kayıtla karşılaştırabilirsiniz. Kayıt yoksa yalnızca bugünkü görünümü tarif edin ve önceki durumu kesinleştirmeye çalışmayın.
Yetişkinin yazdığı metni doğrulamak
Çocuk “Kayık ağacın yanına gitti” dediğinde yetişkin yazdıktan sonra cümleyi okuyabilir: “Bunu mu söylemek istedin?” Çocuk başka bir sözcük seçerse notu onun isteğine göre değiştirebilir.
Yetişkin kendi eklediği fikri ayrı belirtebilir: “Ben de kıyıya bir taş ekledim.” Böylece çocuk hangi ayrıntının kendi önerisi, hangisinin yetişkinin katkısı olduğunu görebilir.
Yazıyı okumayı bilmek bu etkinliğe katılmak için gerekli değildir. Çocuk resmi ve sözlü açıklamayı kullanarak hikâyesini anlatabilir.
Soruları açık ve kısa tutmak
Bir seferde tek soru sorun: “Yaprak sana neyi hatırlatıyor?” Ardından yanıt için bekleyin. Aynı anda renk, şekil, sayı ve hikâyenin sonunu istemek konuşmayı gereksiz yere zorlaştırabilir.
Çocuk yanıt vermezse soru daha somut hâle getirilebilir: “Şu uzun kenarı görüyor musun?” Bu soruyu da istemezse sessizce bakmak veya başka bir etkinliğe geçmek mümkündür.
Açık soru, her cevabın gerçek hakkında doğru olduğu anlamına gelmez. Hikâyeye ilişkin fikirler yaratıcı seçimdir; bitkide görülen özellikler ise birlikte kontrol edilebilir.
Birden fazla dil kullanılıyorsa
Çocuk yaprağı evde kullandığı herhangi bir dilde adlandırabilir veya iki dili aynı konuşmada kullanabilir. Yetişkin, çocuğun hangi nesneyi gösterdiğini doğrulayarak konuşmayı sürdürebilir.
Türkçe bir ifade eklemek istenirse “yaprak”, “dal” ve “saksı” sözcükleri gerçek nesneler gösterilerek kullanılabilir. Çocuğun kendi sözcüğünü bırakması veya hemen çeviri yapması zorunlu değildir.
Hikâyedeki karakterlerin adları aileye ve çocuğun seçimine bağlıdır. Tek bir aile düzenini veya bayramı bütün Türkçe konuşanların ortak deneyimi gibi sunmaya gerek yoktur.
Beklenmeyen bir ayrıntı çıktığında
Deniz yaprak yerine saksının üzerindeki çizgiyi fark edebilir. Bu ayrıntı başlangıçta seçilen konu değilse bile gerçek bir gözlemdir. Çocuk isterse çizgiden bir yol hikâyesi kurabilir.
Bitkiyle ilgili bir kayıt oluşturmak istiyorsanız, saksıdaki desen ile bitkinin yaprağını ayrı belirtin. “Saksıda çizgi var” ifadesi, yaprak üzerinde çizgi olduğu anlamına gelmez.
Yetişkin konuyu yeniden yaprağa döndürmek isterse bunu soru olarak sunabilir. Çocuk istemiyorsa saksı hikâyesiyle devam etmek de uygundur.
Hikâyeyi hareketle göstermek
Çocuk kayığın gidişini eliyle gösterebilir. Yetişkin “Önce buradaydı, sonra buraya geldi” diyerek hareketin sırasını anlatabilir. Gerçek yaprağı çekip koparmaya gerek yoktur.
Masada bir kâğıt parçası hayalî kayık olarak kullanılabilir. Çocuk onu hareket ettirmek istemiyorsa yönü işaret eder ve yetişkin onun isteğine göre hareket ettirir.
Hareket yavaş veya hızlı olabilir; etkinlik hız ölçmez. Çocuğun erişebildiği bir yüzey ve rahat bir hareket alanı seçmek, öykünün takip edilmesini kolaylaştırır.
Çizim ile gerçek ölçüyü ayırmak
Deniz kayığı kâğıdın tamamını kaplayacak kadar büyük çizebilir. Bu, gerçek yaprağın aynı büyüklükte olduğunu göstermez. Sorulduğunda “Ben hikâyede büyük bir kayık istedim” diyebilir.
Yaprağın gerçek uzunluğu merak ediliyorsa yetişkin uygun bir ölçme aracıyla ve bitkiye zarar vermeden ölçmeyi ayrıca değerlendirebilir. Çizimdeki boyut bu ölçümün yerine geçmez.
Hikâyeyi anlatmak için ölçüm gerekmez. Büyük veya küçük çizim, çocuğun görsel tercihi olarak kalabilir.
Sessiz bir gözlemden başlamak
Bazı çocuklar hemen hikâye anlatmak istemez. Önce birlikte birkaç an yaprağa bakın. Yetişkin “Ben uzun bir yaprak görüyorum” diyebilir ve yanıt beklemeden çocuğa seçim zamanı bırakabilir.
Çocuk bir süre sonra başka bir ayrıntı gösterebilir ya da etkinliği bitirebilir. Sessiz kalması, belirli bir duygunun veya düşüncenin kanıtı değildir.
Daha sonra hikâye kurmak isterse ilk cümleyi kendisi seçebilir. Yetişkinin örneğini tekrarlamak zorunda değildir.
BrainHunters üzerinde devam
Çocuk şekiller hakkında konuşmayı sürdürmek isterse bir yetişkinle birlikte şekil etkinlikleri bölümüne bakabilir. Orada gördüğü bir şeklin hangi nesneyi hatırlattığını kendi sözleriyle anlatabilir.
Bu dijital etkinlik gerçek bitkinin bakımını veya daha önceki gözlemi kanıtlamaz. Ayrı bir malzeme üzerinde şekil fark etmeye yönelik isteğe bağlı bir devamdır.
Yararlı yanıtlar
Gerçek bir bitki gerekli mi?
Hayır. Görülebilir bir fotoğraf veya kitap resmi de kullanılabilir.
Çocuk yaprağın konuştuğunu söylerse ne yapmalı?
Bunu hikâyenin hayal edilen bölümü olarak dinleyin; ardından gerçek gözlem hakkında ayrı konuşabilirsiniz.
Bitki bakımını bu etkinliğe göre değiştirmeli miyiz?
Hayır. Bakım kararları için bitkinin türüne ve koşullarına uygun güvenilir bilgi gerekir.

